Kurucunun Kaleminden

3 dk okuma

Bir Dalış Eğitmeni Neden Bir Doğa Koruma Komisyonunda?

Ekim 2026'da IUCN Eğitim ve İletişim Komisyonu'na üye olarak kabul edildim. Sualtında gördüklerimizi kıyıdaki insanlara anlatmanın neden bir dalış becerisi kadar önemli olduğunu yazdım.

Taylan Kırali · Rubelis Kurucu

Her dalıştan önce teknede aynı anı yaşarım. Ekipman kontrol edilmiş, planı konuşmuşuz, herkes suya girmeye hazır. Tam o sırada öğrencilerime bir şey daha söylerim: "Aşağıda acele etmeyin. Bakın."

Yıllar içinde fark ettim ki öğrettiğim en önemli şey bir beceri değil. Yüzerliği, maske temizlemeyi, dalış eşiyle iletişimi herkes zamanla öğreniyor. Asıl zor olan, sualtında gerçekten görmek. Ve ondan da zor olanı, gördüğünü yüzeye çıkınca başkalarına anlatabilmek.

Bu yazıyı o ikinci zorluk yüzünden yazıyorum.

Yeni Bir Sorumluluk

Ekim 2026'da Uluslararası Doğayı Koruma Birliği'nin (IUCN) Eğitim ve İletişim Komisyonu'na (CEC) 2026–2029 dönemi için üye olarak kabul edildim.

IUCN, 1948'de kurulmuş, hükümetleri, kamu kurumlarını ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren dünyanın en büyük doğa koruma ağlarından biri. Nesli tükenme tehlikesindeki türlerin listelendiği Kırmızı Liste'yi de IUCN hazırlıyor. Eğitim ve İletişim Komisyonu ise IUCN'in en eski komisyonu. Çalışma alanı tek bir cümleyle özetlenebilir: Doğayı korumak için insanlara nasıl ulaşırız, onlara nasıl öğretiriz ve davranışlarını nasıl değiştiririz?

Bu soru, her dalış brifinginde kendime sorduğum sorunun ta kendisi.

Gördüklerimiz Neden Yüzeye Çıkmıyor?

Dalgıçlar, insanların çoğunun hiç görmediği bir dünyada zaman geçiriyor. Bir resifin sessizleştiğini, bir deniz çayırının inceldiğini, daha önce orada olmayan bir türün geldiğini çoğu zaman ilk biz fark ediyoruz.

Ama bu gözlemlerin büyük kısmı teknede, bir çay bardağının etrafında kalıyor. Yüzeye çıkıyor, "bugün çok güzeldi" diyor ve geçiyoruz. Kıyıda yaşayan, denizi yalnızca yüzeyinden tanıyan insanlara ulaşan çok az şey oluyor.

Doğa korumanın en büyük sorunlarından biri bilgi eksikliği değil, bağ eksikliği. İnsanlar görmediklerini önemsemekte zorlanıyor. Bir şeyi korumak için önce onun var olduğunu bilmek, sonra da onu sevmek gerekiyor. Bu bağı kuran şey çoğu zaman bir rapor değil, iyi anlatılmış bir hikâye, doğru zamanda gösterilmiş bir fotoğraf ya da birinin size "bak" demesi oluyor.

Bir dalış eğitmeni olarak işim, insanlara sualtında bakmayı öğretmek. Komisyonda öğrenmek istediğim şey ise o bakışı, suya hiç girmeyecek insanlara nasıl taşıyacağımız.

Bilim İnsanı Değilim, Öğretmenim

Şunu açıkça söylemem gerekiyor: Ben bir deniz biyoloğu değilim. Türleri sınıflandırmak, ekosistem modellemek ya da politika yazmak benim uzmanlık alanım değil.

Benim alanım insanların denizle karşılaştığı an. İlk nefesini sualtında alan birinin yüzündeki ifade. Bir ahtapotun kayadan çıkmasını beklemeyi öğrenen bir dalgıcın sabrı. Fotoğraf çekmek için mercana dokunmak üzereyken duran bir elin tereddüdü.

Eğitim ve İletişim Komisyonu tam olarak bu alanla ilgileniyor: bilginin davranışa nasıl dönüştüğüyle. Bu yüzden kendimi burada bir uzman olarak değil, sahadan gelen bir öğretmen olarak görüyorum. Getirebileceğim şey, her hafta sualtında insanlarla birlikte geçirdiğim zamandan çıkan gözlemler.

Komisyona Ne Getirebilirim?

Üç şey düşünüyorum.

Birincisi, sualtından bir bakış açısı. Doğa eğitimi tartışmalarında deniz, karaya göre çoğu zaman daha az yer buluyor. Rekreasyonel dalış ise milyonlarca insanın denizle doğrudan temas kurduğu, ama eğitim potansiyeli yeterince kullanılmayan bir alan.

İkincisi, Türkiye ve Doğu Akdeniz. Marmara'da, Ege'de ve Akdeniz'de yaşanan değişimler bu bölgede dalan insanlar için soyut değil. Bu sulardan gelen deneyimleri komisyondaki tartışmalara taşımak istiyorum.

Üçüncüsü, dil. Komisyonun ürettiği eğitim materyallerinin Türkçeye kazandırılmasına katkı vermeye gönüllüyüm. İyi bir materyal, okunabildiği dilde işe yarar.

Ne Değişmiyor?

Bazı şeyleri de netleştirmek istiyorum.

Komisyon üyeliği bana kişisel olarak verilmiş bir sorumluluk. IUCN'i ya da Eğitim ve İletişim Komisyonu'nu temsil etmiyorum; bu yazıdaki görüşler de yalnızca bana ait. Bu üyelik, Rubelis'in ya da sunduğumuz herhangi bir programın IUCN tarafından onaylandığı anlamına gelmiyor.

Değişmeyen bir şey daha var: Sualtında yaptığımız iş. Dokunmadan bakmak, acele etmeden gözlemlemek, gördüğünü kaydetmek ve canlıyı bulduğun gibi bırakmak. Bu ilkeler, komisyona katılmadan önce de bizim için önemliydi.

Sizden İstediğim

Bu haber benim için bir başlangıç. Ama doğa korumada iletişim tek kişinin işi değil.

Bir sonraki dalışınızda gördüğünüz bir şeyi yüzeye taşıyın. Bir fotoğraf, bir not, birine anlattığınız küçük bir hikâye. Eğer bir gözlemi kalıcı bir kayda dönüştürmek isterseniz, iNaturalist'teki dalgıç gözlem projemiz herkese açık:

→ Rubelis Beyond Divers — Underwater Observations

Denizi korumanın ilk adımı onu gerçekten görmek. İkinci adımı ise gördüğümüzü, onu hiç görmemiş birine anlatabilmek.

Bu ikinci adımı birlikte atmayı umuyorum.

Taylan Kırali

Rubelis Kurucu

Tüm yazılara dön

Yayın öncesi

Site henüz açılmadı

rubelis.eu şu anda geliştirme ve test aşamasındadır; henüz kamuya açılmamıştır. Sayfalardaki içerik ve bilgiler yayın öncesinde gözden geçirilmektedir.

Site en kısa sürede açılacak. Sorularınız için [email protected] adresine yazabilirsiniz.

E-posta gönder